Robot yarışmalarını uzaktan izleyenler genellikle yanıp sönen ışıklar, hızla hareket eden robotlar ve havaya kaldırılan kupalar görür. "Ne güzel, çocuklar teknolojiyle uğraşıyor" der ve alkışlarlar. Ancak o kalabalık salonların uğultusu arasında, pistin kenarında çok daha derin, çok daha insani bir sınav verilir. Bizim asıl anlatmamız gereken hikaye, bir robotun çizgiyi ne kadar hızlı takip ettiği değil; o robotu yapan çocuğun zorlukları nasıl takip ettiğidir.
Bir öğretmen ve danışman olarak şuna defalarca şahit oldum: Aylar süren emekle hazırlanan bir robot, tam yarışın başlayacağı an, hakem masasına giderken bozulabilir. Bir kablo kopar, pil temassızlık yapar ya da sensör sağlıklı çalışmaz.
İşte "gerçek eğitim" tam o saniyede başlar.
O an, çocuğun önünde iki yol vardır: Ya panikleyip "bitti, kaybettik" diyerek pes etmek ya da derin bir nefes alıp, titreyen ellerine rağmen o hatayı bulup düzeltmek. Bir öğrencinin, etrafındaki kaosun ortasında soğukkanlılığını koruyup, "Hocam, sorunu buldum, iki dakikaya hallediyorum" dediği an var ya... İşte o an kazanılan şey, dünyanın en büyük kupasından daha değerlidir. O an kazanılan şeyin adı “dirayet”tir.
Robotik kodlama eğitimlerini sadece "yazılımcı yetiştirmek" olarak görmek büyük bir hatadır. Bu süreç aslında bir "karakter inşasıdır."
Takım arkadaşının hatasını yüzüne vurmak yerine "birlikte nasıl çözeriz?" diyebilmeyi öğrenmektir.
Rakip takımın robotu bozulduğunda, kendi yedek parçasını onlara verebilecek kadar "mühendis ahlakına" ve centilmenliğe sahip olmaktır.
Emek verdiği projesi dereceye giremediğinde bile, "Nerede hata yaptık?" diye sorup, başarısızlıktan ders çıkarabilme olgunluğuna erişmektir.
Bu yarışmalarda çocuklarınızı izlerken, sadece skor tabelasına bakmayın. Robotu takıldığında çocuğunuzun yüz ifadesine bakın. Arkadaşıyla nasıl konuştuğuna bakın. Sorun çıktığında pes mi ediyor, yoksa mücadele mi ediyor?
Eğer çocuğunuz, kaybettiği bir yarıştan sonra rakibini tebrik edip, kendi robotunu geliştirmek için masasına dönüyorsa; emin olun o zaten şampiyon olmuştur. Çünkü robotlar zamanla eskir, kodlar güncellenir, kupalar tozlanır. Ama o masada zorluklarla mücadele ederken kazandığı o "yıkılmama becerisi", hayatı boyunca onunla kalacaktır.
Bizler "robot yapan çocuklar" değil, "geleceği inşa edecek karakterli bireyler" yetiştirmenin derdindeyiz. Pistteki hız geçicidir, ama karakter kalıcıdır.