Evin bir köşesinde, etrafa saçılmış kablolar, kurumuş silikon tabancası artıkları, her yere bulaşmış boyalar ve masanın başında uyuya kalmış yorgun bir öğrenci... Tanıdık geldi mi?
Yarışma ve proje dönemi dendiğinde akla ilk gelenler; uykusuz geceler, bitmek bilmeyen raporlar ve stres olabilir. Çoğu zaman veliler (haklı olarak) soruyor: "Hocam, sınav senesi varken bu robotla/projeyle uğraşmaya değer mi?" Öğrenciler soruyor: "Ya kazanamazsak? Ya o kadar emek boşa giderse?"
Gelin, o parıltılı kupaların ve madalyaların ötesine bakalım. Çünkü asıl ödül, tören bittikten sonra kürsüde değil, çocuğun karakterinde kalıyor.
1. "Hata Yapma" Özgürlüğü
Okul sistemi genelde bize şunu öğretir: Hata yaparsan notun düşer. Kırmızı kalemle çizilir. Ama proje geliştirmek tam tersidir. Bir robot çalışmadığında, kod hata verdiğinde ya da o maket yıkıldığında çocuk "başarısız" olmaz. Sadece "bir yolun daha işe yaramadığını" öğrenir. Çocuklarımıza; düşmenin, yanılmanın ve tekrar ayağa kalkmanın dünyanın sonu olmadığını öğreten en güvenli alan burasıdır. Hayatta her şey A, B, C, D şıkkı değildir; bazen doğru cevabı kendiniz icat etmeniz gerekir.
2. Takım Olmak: "Ben" Değil "Biz" Diyebilmek
Günümüz çocukları genelde bireysel başarıya odaklı büyüyor. "Ben birinci olayım, ben yüksek alayım." Ama bir proje masasının etrafında işler değişir. Biri yazılımı yaparken diğeri mekaniği halletmek zorundadır. Kavga ederler, küserler ama "ortak bir amaç" için barışıp çözüm bulmayı öğrenirler. İleride iş hayatına atıldıklarında, diplomalarından çok bu "birlikte çalışabilme" yetenekleri onları öne geçirecek. Egolarını değil, yeteneklerini birleştirmeyi öğreniyorlar.
3. "Bunu Ben Yaptım" Diyebilmenin Hazzı
Bir çocuğun, kendi tasarladığı, kendi elleriyle birleştirdiği bir aracın hareket ettiğini gördüğü andaki o göz parıltısını hiçbir test kitabı veremez. O an hissettikleri duygu "özgüven"dir. "Zor bir sorunla karşılaştım ve onu çözdüm" duygusu, çocuğun karakterine atılmış en sağlam temeldir. İsterse yarışmada sonuncu olsun; o çocuk artık "üreten" bir bireydir, sadece "tüketen" değil.
4. Sınavlar Biter, Proje Kafası Baki Kalır
LGS, YKS, KPSS... Sınavlar gelir geçer. Ezberlenen formüller unutulur. Ama bir projede öğrenilen;
- Zaman yönetimi,
- Stres altında karar verme,
- Topluluk önünde sunum yapma,
- Kriz anında çözüm üretme
gibi beceriler ömür boyu kalıcıdır. Bugün o basit gibi görünen "çizgi izleyen robot" veya "hijyen projesi", yarının mühendisinin, girişimcisinin veya liderinin ilk adımıdır.
Sonuç: Alkışlar Sonuca Değil, Çabaya Gelsin
Sevgili veliler ve öğretmenler; Eğer çocuğunuz bir yarışmaya katılmak istiyorsa, "Boş ver şimdi onu, dersine çalış" demeyin. Bırakın kablolarla boğuşsun, bırakın sunum yaparken eli titresin, bırakın yenilsin. Çünkü kazananlar sadece madalya alanlar değildir. O süreci tamamlayıp, "Ben denedim, mücadele ettim" diyen her çocuk, aslında kendi hayatının şampiyonudur.
Çünkü en büyük ödül vitrinde değil, o çocuğun gözlerindeki 'Ben başardım' ışığında saklıdır.